Dünya Gıda Günü, Ubuntu Düşüncesi ve Uganda’da Dayanışma Örneği
Kuraklık ve kıtlık, insanoğlunun yaşam umudunu, güven duygusunu ve geleceğe dair beklentilerini de etkiler. Gıdaya ulaşamayan bir ailenin yaşadığı sıkıntı, temel bir ihtiyacın karşılanamamasından ibaret değildir...
7 dk okuma
Kuraklık ve kıtlık, insanoğlunun yaşam umudunu, güven duygusunu ve geleceğe dair beklentilerini de etkiler. Gıdaya ulaşamayan bir ailenin yaşadığı sıkıntı, temel bir ihtiyacın karşılanamamasından ibaret değildir; insan onurunu, çocukların gelişimini ve ailelerin yaşam mücadelesini ilgilendiren insani bir meseledir. Böyle zamanlarda bir başkasının ihtiyacını görmek, acısını paylaşmak ve imkânları ölçüsünde sorumluluk üstlenmek, ortak insanlığımızın gereğidir.
Uganda’nın Karamoja bölgesinde gerçekleştirilen gıda yardımını, somut örnek bir çalışma olarak 16 Ekim “Dünya Gıda günü”’nün anlamı üzerine Ubuntu düşüncesiyle yapılan bu ortak vicdan çalışmasını paylaşmak istiyorum.
Amerikada faaliyetlerini sürdüren Embrace Relief’in desteği ile birlikte Nil İnsani Yardım Vakfının (NHDA) 12-15 Eylül 2026 tarihleri arasında Uganda’nın Karamoja bölgesindeki Moroto, Kaabong ve Amudat yerleşimlerinde 1.240 aileye ulaştırılan insani yardım, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların ortak bir sorumluluk etrafında buluşabileceğini gösterdi.
Afrika’nın Ubuntu anlayışında ifade edildiği gibi “Ben, biz olduğumuz zaman varım.” yaklaşımı, açlıkla mücadeleyi yalnızca gıda dağıtımı olarak değil, insan onurunu koruma ve hiç kimseyi yalnız bırakmama sorumluluğu olarak görmemizi sağladı.


Dünya Gıda Günü: Açlık, insanlığın ortak meselesi
Her yıl 16 Ekim’de Dünya Gıda Günü gıdaya erişimin yalnızca ekonomik veya insani bir yardım konusu olmadığını; aynı zamanda insan hakları, toplumsal adalet ve sürdürülebilir kalkınmayla doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatır.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde gündeme gelen bu gün, dünyada herkesin yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya erişebildiği bir gelecek için ortak sorumluluk çağrısıdır. [1]
Dünyanın bir bölgesinde sofralar çeşitlenirken başka bir bölgesinde ailelerin günlük yiyeceğini bulmakta zorlanması, insanlığın önündeki temel çelişkilerden biridir. Açlık, yalnızca yiyeceğin bulunmamasıyla açıklanamaz. Kuraklık, iklim değişikliğinin etkileri, yoksulluk, çatışmalar, üretim kayıpları ve gıdaya erişimde yaşanan eşitsizlikler, insanların yaşam koşullarını derinden etkiler. Bu nedenle açlıkla mücadele, yalnızca ihtiyaç sahiplerine gıda ulaştırmak değil; aynı zamanda insanların kendi yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayacak koşulları güçlendirmek anlamına gelir.
Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan 2. Amaç - Sıfır Açlık, açlığın sona erdirilmesini, gıda güvenliğinin sağlanmasını, beslenmenin iyileştirilmesini ve sürdürülebilir tarımın desteklenmesini hedefler. [2] Bu hedef, devletlerden uluslararası kuruluşlara, sivil toplum örgütlerinden yerel topluluklara kadar geniş bir kesime sorumluluk yükler. Ancak küresel hedeflerin gerçek anlamı, insanların günlük hayatında karşılık bulduğunda ortaya çıkar.
Uganda’nın kuzeydoğusunda bulunan Karamoja bölgesi, uzun süredir kuraklık ve geçim kaynakları üzerindeki baskılarla mücadele ediyor. Yağışların yetersiz kalması, tarımsal üretimin zarar görmesi ve zararlıların ürünlere verdiği hasar, bölgedeki ailelerin gıdaya erişimini daha da güçleştiriyor.
Sahadan aktarılan bilgilere göre, dokuz ayı aşan yetersiz yağış dönemi ve tarımsal kayıplar, birçok hanenin temel ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırdı. Bu koşullarda çocuklar, yaşlılar, engelli bireylerin bulunduğu aileler ile hamile ve emziren kadınlar gibi kırılgan gruplar, gıda güvensizliğinin sonuçlarından daha fazla etkilenebiliyor. Bu tür krizlerde mesele yalnızca bir ailenin o gün ne yiyeceği değildir. Yeterli beslenemeyen çocukların gelişimi, ailelerin sağlık durumu, eğitim ve çalışma imkânları, hatta toplulukların geleceğe dair umutları da bu durumdan etkilenir. Karamoja’daki durum, Dünya Gıda Günü’nde dile getirilen küresel hedeflerin neden önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Karamoja’da 1.240 aileye ulaşan yardım çalışması
Nil İnsani Yardım Vakfı (NHDA) tarafından paylaşılan saha raporuna göre, Uganda’nın Karamoja bölgesindeki Moroto, Kaabong ve Amudat yerleşimlerinde gıda ve gıda dışı yardım dağıtımı gerçekleştirildi. Bu çalışmada, yerel uygulayıcı kuruluş NHDA; Uganda Başbakanlık Ofisi (Office of the Prime Minister - OPM), yerel yönetimler, topluluk liderleri ve gönüllülerle iş birliği yaptı. [3]
Dağıtımın ulaştığı hane sayıları şöyleydi: Moroto: 500, Kaabong: 370, Amudat: 370 aile olmak üzere Toplam: 1.240 aile gıda paketi ulaştırılmış olundu.
Nil İnsani yardım vakfının raporuna göre, çalışma kapsamında 16,7 ton zenginleştirilmiş Manna Pack pirinci, 6 ton şeker ve 1.200 parça giysi dağıtıldığı belirtiliyor. Her hanenin temsilcisine 13,3 kg pirinç, 4 kg şeker ve iki takım giysi verildiği belirtilmiştir. Yardımın önceliklendirilmesin de yaşlılara bakım sağlayan, engelli bireylerin bulunduğu, hamile veya emziren kadınların ve yetersiz beslenme riski taşıyan çocukların bulunduğu hanelere dikkat edildiği ifade ediliyor. [3]



Dağıtılan yardımların bölgedeki bütün ihtiyaçları karşıladığını söylemek mümkün değil. Burada önemli olan, ulaştırılan gıdanın miktarı kadar yardımın nasıl organize edildiğidir. Uluslararası destek, yerel bilgi, kamu kurumlarının koordinasyonu ve gönüllülerin emeği bir araya geldiğinde, yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaşması kolaylaşmaktadır.
Ubuntu: “Ben, biz olduğumuz zaman varım - I Am Because We Are”
Karamoja’daki bu çalışmayı anlamlandırmak için Afrika’nın köklü düşünce geleneklerinden biri olan Ubuntu kavramına bakabiliriz.
Ubuntu, farklı toplumlarda ve dillerde çeşitli biçimlerde açıklanan, insanın kimliğini ve insanlığını başkalarıyla kurduğu ilişkiler içinde ele alan bir anlayıştır. Bu yaklaşımda insan, yalnızca kendi başına var olan bir birey değildir; başkalarıyla kurduğu ilişkiler, karşılıklı sorumluluklar ve dayanışma içinde insanlığını geliştirir. [4][6]
Ubuntu yalnızca güzel bir söz veya felsefi bir düşünceden daha çok, bu düşüncenin gündelik hayata yansıtılmasıdır. Karamoja’daki yardım çalışmasına bu açıdan baktığımızda Ubuntu’nun farklı boyutlarını görebiliriz.
Birincisi, insanın insanı görmesi. Kuraklık ve gıda yetersizliği nedeniyle zor durumda kalan aileler, yalnızca istatistiklerde yer alan sayılardan ibaret değildir. Her sayının arkasında bir aile, bir çocuğun geleceği, bir annenin kaygısı ve hayatını sürdürmeye çalışan insanlar vardır.
İkincisi, sorumluluğun paylaşılması. Embrace Relief’in desteği, yerel saha çalışması, kamu kurumlarının koordinasyonu ve gönüllülerin katkısı, farklı aktörlerin ortak bir amaç etrafında buluşabileceğini gösterir. Bu aktörlerin her biri farklı imkânlara sahip olsa da, insanın temel ihtiyacına cevap verme konusunda ortaklaşabilir.
Üçüncüsü, yerel toplulukların önemsenmesi. Yardımın yalnızca dışarıdan gönderilen malzemeler le sınırlı kalmaması gerekir. NHDA raporunda, yerel liderlerin Manna Pack ürünlerinin hazırlanmasına ilişkin bilgileri Karimojong dilinde aktardığı belirtiliyor. Bu ayrıntı, yardımın topluluğun kendi dili ve yerel koşulları dikkate alınarak sunulmasının önemini ortaya koyuyor.
Dördüncüsü, insan onurunun korunması. Yardım alan kişileri yalnızca ihtiyaç sahibi olarak tanımlamak, onların iradesini, tecrübelerini ve toplumsal rollerini gözden kaçırabilir. Ubuntu anlayışı ise insanı, başkalarının merhametine muhtaç bir nesne olarak değil, ortak hayatın eşit derecede değerli bir parçası olarak görmeye davet eder.
Bu bakımdan Ubuntu, yardım edenle yardım alan arasındaki mesafeyi azaltan bir düşünce olarak okunabilir. Bugün imkânı olan bir toplum, başka bir toplumun ihtiyaçlarına karşılık verebilir. Yarın koşullar değişebilir; bugün destek sunanlar da desteğe ihtiyaç duyabilir. Dayanışmanın temeli, insanların birbirlerinin insanlığını tanımasıdır.
Acil durumlarda gıda dağıtımı hayati önem taşır. İnsanların açlıkla karşı karşıya olduğu bir durumda, uzun vadeli çözümlerden söz etmek günlük ihtiyacın karşılanmasının yerini tutamaz. Öncelikle sofraya yiyecek koyabilmek gerekir. Bununla birlikte sürdürülebilir insani yardım, acil ihtiyaca cevap vermekle yetinmemelidir. Gıdaya erişimin devamlılığını sağlayacak imkânların güçlendirilmesi de önemlidir.
Bu çerçevede üç boyut öne çıkar:
- Acil destek: Gıda güvensizliği yaşayan ailelerin temel ihtiyaçlarına zamanında cevap vermek.
- Yerel kapasite: Yerel kuruluşların, toplulukların ve kamu kurumlarının ihtiyaçları belirleme, kaynakları koordine etme ve krizlere cevap verme kapasitesini güçlendirmek.
- Uzun vadeli dayanıklılık: Tarımsal üretimin desteklenmesi, suya erişimin geliştirilmesi, uygun beslenme koşullarının sağlanması ve geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi gibi çözümler üzerinde çalışmak.
Birleşmiş Milletler’in Sıfır Açlık hedefi de bu nedenle yalnızca yiyecek dağıtımını değil, gıda güvenliğini, yeterli beslenmeyi ve sürdürülebilir tarımı birlikte ele almaktadır. [2]
Burada sivil toplum kuruluşlarının rolü de dikkat çekicidir. Sivil toplum, kamu kurumlarının ve uluslararası kuruluşların yerine geçmek zorunda değildir. Farklı aktörler arasında köprü kurabilir, yerel ihtiyaçların görünür olmasına katkı sağlayabilir ve insanların ortak bir sorumluluk etrafında buluşmasını kolaylaştırabilir. Elbette her yardım çalışmasının etkisi, ulaşılan kişi sayısından ibaret değildir. Yardımın ihtiyaçlara uygunluğu, dağıtımın adilliği, yerel toplulukların sürece katılımı ve desteğin devamlılığı da değerlendirilmelidir.
Küresel hedeflerden yerel dayanışmaya; Dünya Gıda Gün dünya çapında belirlenen hedeflerle yerelde yapılan çalışmalar arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmek için bir fırsattır. Birleşmiş Milletler’in Sıfır Açlık hedefi küresel bir çerçeve sunar. Ancak bu hedefin gerçekleşmesi, yerel toplulukların ihtiyaçlarının anlaşılması ve farklı kurumların iş birliği yapmasıyla mümkündür.
Karamoja örneğinde uluslararası destek, Uganda’daki yerel uygulama kapasitesi ve kamu kurumlarıyla koordinasyon bir araya gelmiştir. Bu iş birliği, küresel dayanışmanın ancak yerel ihtiyaçlarla buluştuğunda somut sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.
Bu tür çalışmaların kamuoyunda görünür kılınması da önemlidir. Çünkü açlık ve yoksulluk çoğu zaman yalnızca kriz anlarında gündeme gelir; oysa bu sorunlarla mücadele, uzun süreli ilgi ve sorumluluk gerektirir. İnsanların dikkatini uzak coğrafyalardaki ihtiyaçlara çekmek, farklı toplumlar arasında bilgi paylaşımını artırmak ve dayanışma kültürünü güçlendirmek, insani çalışmaların tamamlayıcı bir parçasıdır.
Dünya Gıda Günü’nün anlamı da burada belirginleşir. Küresel hedefler, yalnızca uluslararası toplantılarda dile getirilen ifadeler olarak kalmamalı; yerel toplulukların hayatında karşılığı olan çalışmalara dönüşmelidir.
Dünya Gıda Günü’nde kendimize şu soruyu sorabiliriz: Başka bir coğrafyada yaşayan insanların açlığı, bizim hayatımızdan ne kadar uzakta?
Belki de bu sorunun cevabı, insanlığı nasıl tanımladığımızla ilgilidir.
İnsanlığı yalnızca kendi ailemiz, çevremiz veya ülkemizle sınırlı görürsek, dünyanın başka yerlerinde yaşanan acılar bize uzak kalabilir. Ancak insanlığı ortak bir sorumluluk alanı olarak düşünürsek, farklı coğrafyalardaki ihtiyaçlar da vicdanımızın konusu hâline gelir.
Ubuntu’nun “Ben, biz olduğumuz zaman varım” sözü, tam da bu noktada anlam kazanmakta dır. Başkasının yaşamına değer vermek, ortak hayatın değerini korumaktır. Başkasının açlığına karşı duyarlı olmak, kendi insanlığımızı da korumaktır. Çünkü açlıkla mücadele, yalnızca bir başkasının karnını doyurmak değil; birlikte yaşama irademizi, ortak vicdanımızı ve insan olmanın anlamını da beslemektir.
Kaynakça
- FAO - World Food Day. Dünya Gıda Günü’nün amacı ve küresel gıda güvenliği çalışmaları hakkında bilgi. https://www.fao.org/world-food-day/en/
- United Nations - Sustainable Development Goal 2: Zero Hunger. Açlığın sona erdirilmesi, gıda güvenliği, beslenmenin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir tarım hedefleri. https://sdgs.un.org/goals/goal2
- Nile Humanitarian Development Agency (NHDA). Karamoja bölgesinde 12-15 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen insani yardım dağıtımına ilişkin saha raporu. Bu kaynak, paylaşılan rapor bilgilerine dayanmaktadır.
- UNESCO - “I Am Because You Are.” Ubuntu düşüncesi ve insanın başkalarıyla ilişkisi üzerine. https://www.unesco.org/en/articles/i-am-because-you-are-0
- RELX SDG Resource Centre - World Food Day. Dünya Gıda Günü ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle ilişkili etkinlik ve kaynaklar. https://sdgresources.relx.com/events/world-food-day
- Metz, Thaddeus. “In Defence of Ubuntu.” Studies in Philosophy and Education 30 (2011): 321-341. Ubuntu’nun etik ve felsefi temelleri üzerine akademik çalışma. https://doi.org/10.1007/s11217-011-9267-2
Okur notları
Bu yazıya henüz not bırakılmamış. İlk yazan siz olun.
Benzer yazılar
Sosyal Sorumluluk
Sosyal Sorumluluk